Ana Sayfa       Hakkımızda        Çarşamba      Başkandan     Hizmetler         İdari Birim         Veriler         Foto Galeri      Faydalı Linkler       Avrupa Birliği        İletişim
 
Yeni Sayfa 1
 » Döviz Kurları...
   Dolar Alış 1.7424 YTL
   Dolar Satış 1.7508 YTL
   Euro Alış 2.3061 YTL
   Euro Satış 2.3172 YTL
 » Hava Durumu...
Samsun İstanbul Ankara
 » Ankete Katıl...
 Web sitemizi nasıl buldunuz?
 
 Çok Güzel
 Güzel
 idare eder
 Kötü
 Çok Kötü
 
 
 » Faydalı Linkler
 » Ziyaretçi Analizi...
    Online     1kişi...
  Bugün     9 kişi...
  Toplam   52349 kişi...
 
 

* Avrupa Birliği...    

Prof. Dr. Muharrem ÖZCAN  l    Prof.Dr. Ergin ÖZTÜRK     l    Yrd.Doç.Dr. Rıdvan KIZILKAYA
     Prof. Dr. Sezgin UZUN    l   Yrd.Doç.Dr. İsmail SEZER    l    AB Proje Fotoğrafları
 

KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Prof. Dr. Muharrem ÖZCAN  -   Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü, SAMSUN

1. GİRİŞ

Kivi, son 25-30 yılda adı en fazla duyulan ve üretimi hızla artan meyve türlerinden birisidir. Kivi, içerdiği vitamin ve mineral maddeler yönünden "sağlık meyvesi" olarak adlandırılmakta ve bu özelliğiyle gerek üretici gerekse de tüketiciler  tarafından yoğun ilgi görmektedir. Kivi C vitaminince zenginliği yanında A, B1, B2, PP vitaminleri,  proteinler, kalsiyum, fosfor, demir gibi mineral madde içerikleriyle önemli bir besin kaynağıdır. Kivi, aynı zamanda kanser önleyici etkiye de sahiptir.  Meyve taze tüketiminin yanında salata, pasta, meyve suyu, marmelat gibi gıda sanayisinde ve şarap yapımında da kullanılabilmektedir.

Anavatanı ve ilk kültüre alındığı ülke Çin olmasına karşın, ticari yetiştiriciliğinin gelişmesinde ve dünyaya yayılmasında en önemli pay Yeni Zellanda’ ya aittir.

 Kivi Actinidiaceae familyasından Actinidia cinsinin Actinidia chinensis türüdür. Actinidia cinsi içerisinde 50 yakın tür bulunmakta ve bunlar içinde 3 – 4 türün ticari yetiştiricilikleri yapılmaktadır.

2. DÜNYA KİVİ ÜRETİMİ

Dünya kivi üretimi 1980 yılında 26.687 ton iken 2004 yılında 1.059.161 tona ulaşmıştır. Bu rakamlar, son 25 yılda kivi yetiştiriciliğine olan ilginin sürekli arttığını göstermektedir. Ülkelerin dünya kivi üretimindeki paylarına bakıldığında, 365.000 tonluk üretimle İtalya’nın ilk sırada yer aldığı, bunu 320.000 tonla Yeni Zellanda ve 130.000 tonla Şili’nin  izlediği görülmektedir. Diğer önemli üretici ülkeler sırasıyla, Fransa, Yunanistan, Japonya, A.B.D, İran, Kore ve İspanya‘dır. Dünya kivi üretiminde en büyük pay aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi olan Akdeniz ülkelerine aittir .

3.TÜRKİYE KİVİ ÜRETİMİ

Türkiye’de kivi üretimi Karadeniz, Marmara ve Ege bölgelerimizde gerçekleştirilmektedir. İllerimizin  kivi  üretimlerine bakıldığında ilk sırayı 1942 tonla Yalova almaktadır. Bunu sırasıyla, Ordu ( 1396 ton ),  Rize (1317 ton) ve Giresun (1085 ton) illeri izlemektedir (Çizelge 1). Ülkemizin toplam kivi üretimi ise 8000 tondur.

Türkiye kivi yetiştiriciliğinde mevcut bahçelerin yaklaşık % 50’ si henüz verim çağında değildir. Gerek bunların verime yatması ve gerekse yeni kurulan bahçelerin verime yatmasıyla üretimimizin kısa zamanda önemli artışlar göstereceğini söyleyebiliriz.

Çizelge 1. Türkiye  2004 Yılı  Kivi  Üretiminin İllere Göre Dağılımı 

 

İl

Üretim

( ton )

Toplam Ağaç

( adet )

Meyve Veren Ağaç

( adet )

Meyve Vermeyen Ağaç

( adet )

Antalya

38

2800

1400

1400

Artvin

261

13850

8800

5050

Balıkesir

72

2084

1350

734

Bartın

7

2298

393

1905

Bursa

130

25654

9635

16019

Çanakkale

8

1140

1140

-

Düzce

84

4400

4400

-

Giresun

1085

83464

48654

34810

Mersin

40

3350

2500

850

İstanbul

4

485

125

360

İzmir

1

400

200

200

Kastamonu

38

6755

2449

4306

Kocaeli

777

12460

11664

796

Muğla

24

1527

1190

337

Ordu

1396

110740

65040

45700

Rize

1317

78370

31560

46810

Sakarya

33

4085

1255

2830

Samsun

323

28251

10050

18201

Sinop

13

1495

645

850

Trabzon

336

83077

13995

69082

Yalova

1942

87013

77813

9200

Zonguldak

71

16302

3742

12560

TOPLAM

8000

570000

298000

272000

4. BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ

Kivi, sarılıcı–tırmanıcı bir bitkidir. Toprak üstü aksamı çok kuvvetli gelişmesine karşın, kök yapısı kuvvetli değildir. Çalı formundadır. Ortalama  ömürleri 50 yıldan fazla olan kivilerin  ekonomik ömürleri ise 20-30 yıl  arasında değişmektedir.

Kökleri, saçak kök yapısında ve yüzlek olup, çoğunlukla toprağın 0-40 cm derinliğinde bulunmakla birlikte, uygun koşullarda 1-1,5 m derine gidebilmektedir.

Gövde, ana gövde ve genç dallardan oluşmaktadır. Genç dallar gevrek ve kırılgan yapıdadır. Gövde, kendi ağırlığını taşıyamadığından dikimden itibaren herekle desteklenerek ve şekil budamasıyla dik ve düzgün hale getirilmektedir.

Kivilerde iki tip dal bulunmakta olup bunlar çiçekli karışık dallar ile sadece vegetatif  karakterli obur dallardır. Sürgünler, 1 yaşlı dalların gözlerinden sürmekte ve sürgün ucu kırmızı tüylü olmaktadır. Sürgünler çok kuvvetli büyümekte ve yaz sonunda 5 - 6 m uzunluğa ulaşabilmektedirler. Çiçeklenmeye kadar gevrek olan sürgünler rüzgarla dipten kolayca kırılabilmektedirler. Büyümesi yavaşlayan sürgünlerin uçları, herhangi bir desteğe veya kendilerine kuvvetli tutunmakta ve kıvrılmaktadır. Sürgünlerin odunlaşması sonucu oluşan 1 yıllık dallar ertesi yıl meyve verecek gözleri taşımaktadırlar.

Gözler dıştan oldukça şişkin görünmektedirler. İlkbaharda tomurcuklar önce kabarır, sonra patlar ve sürerler. Karışık ve odun tomurcuk olmak üzere iki çeşit tomurcuk vardır.

Yapraklar, 20-30 cm çaplı, kalp şeklinde, oldukça büyük ve parlak sert  zar ile korunmaktadır. Yetişkin bir bitkide ortalama 2000-3000 yaprak bulunmaktadır. Yapraklar kağıt üretiminde de kullanılabilmektedir. Kivi, kışın yaprağını döken bir meyve türüdür.

Kivi çiçeklerinde, erkek ve dişi organlar bulunmasına karşın, erkek çiçeklerde dişi organ, dişi çiçeklerde ise erkek organ gelişimini tamamlayamamaktadır ( Şekil 1 ) . Bu yüzden bahçe tesisinde 6 - 8 dişi çiçekli bitkilere 1 adet   erkek çiçekli bitki olacak şekilde dikim planının yapılması zorunludur. Tozlanma böceklerle ve özellikle de arılarla olmaktadır.

Yeşilimsi kahverenkli olan meyveler, oval veya elipsoit şekilde 4-7.5 cm uzunlukta; 3.5-5 cm genişliktedir. Ortalama meyve ağırlığı 65 g olup bu, çeşitlere göre değişmektedir. Örneğin, Monty çeşidinde minimum 30-35 g,  ortalama 60-70 g; Hayward'da ortalama 90-100 g, hatta, 120-150 g'dır. Meyve eti rengi açık yeşildir ve ortalama 1000 tane tohum içermektedir. Farklı meyve eti rengine sahip çeşitleri de bulunmaktadır. Kivilerde genel olarak mart sonu nisan başında uyanma gerçekleşmektedir. Mayıs sonu haziran başında çiçek açmakta, hasat ise ekim ayının sonu ile kasım başında yapılmaktadır. Bitkiler, aralık ayının ortasında itibaren yapraklarını dökerek dinlenmeye girmektedirler.

Şekil 1. Erkek ( başta ve sonda )  ve dişi çiçeğin (ortada) görünümü

5. BAHÇE TESİSİNDE ÖNERİLEN ÇEŞİTLER

Kivilerde dişi çeşit sayısı fazla olmasına rağmen genelde tüm dünyada en fazla yetiştirilen çeşit Hayward’dır. Erkek çeşitler ise 2 tanedir .

Önemli Dişi Çeşitler: Abbot, Allison, Bruno, Hayward, Monty, Gracie, Elmwood

Önemli Erkek Çeşitler: Matua (orta ve erken çiçeklenen dişiler için), Tomuri (orta ve geç çiçeklenen dişiler için)

6. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

   Kivi, genelde kışları ılıman, yazları sıcak ve nemli bir iklime ihtiyaç duyan bir bitkidir.  İlkbahar ve sonbahar donlarının görülmediği yerlerde, drenajı iyi olan topraklarda yetiştirilebilmektedir. İlk ve son donlar arasındaki sürenin en az 8-9 ay olması tercih edilmektedir. Verim çağındaki bitkiler –15 0C soğuğa dayanabilirken, genç bitkiler soğuğa karşı daha hassas olmakta ve –4 0C’den itibaren zarar görmektedir. Yazın, 30-35 0C sıcaklığa dayanmaktadırlar. İyi ve düzenli bir gelişme için çeşitlere göre değişmekle birlikte, +7 0C’nin altında 400-1100 saatlik soğuklama genelde yeterli olmaktadır. Büyüme ve gelişme periyodunda sıcaklıkların 20-25 0C olması gerekmektedir.

Rüzgarlar devamlı ve şiddetli olduklarında büyük zararlara yol açabilmektedirler. İlkbahar sonlarından yaz dönemi sonlarına kadar, haftalık 25-30 mm’ lik yağış alan ve % 50-70 ortalama  oransal nemi olan yerler kivi için oldukça uygundur. Yıllık yağış ortalaması 700 ile 1000 mm olan yerlerde rahatça yetişebilmektedir.

Kivi saçak ve yüzlek köklü olduğundan süzek, hafif ve derin topraklarda iyi gelişmektedir. Kolay işlenebilir, organik maddelerce orta zenginlikte veya zengin,  iyi drene olmuş,  iyi su tutabilen,  tınlı,  asit ile nötr arası  (pH:5-7)  ve kalsiyum kapsamı düşük topraklar kivi yetiştiriciliği için uygun olmaktadır. Drenajı kötü topraklara tolerans göstermez. Kloroza karşı çok hassas olduklarından, alkali ve kalkerli toprakları sevmemektedirler

7. FİDAN ÜRETİMİ

7.1. Generatif ( Tohumla ) Çoğaltma

Tohumla çoğaltma yalnızca anaç üretiminde ve ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır. Tohumlar,  yumuşak,  iyi olgunlaşmış meyvelerden çıkartılmaktadır. Çimlenme oranı düşük olan kivi tohumlarının çimlenme oranını arttırmak için soğukta katlamaya veya büyümeyi düzenleyicilerin (GA3) kullanılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Şayet tohumluk için meyve ayrılmış ise meyvelerden tohumlar kısa sürede çıkarılıp tohum ekimi yapılmalıdır. Eğer büyümeyi düzenleyiciler (GA3) mevcut ise 4000 ile 6000 ppm arasında değişen dozlarda GA3 ortamında tohumlar 1 gün bekletildikten sonra ekilmelidir. Büyümeyi düzenleyiciler yoksa ve de maliyet azaltılmak isteniyorsa tohumların meyve içerisinde 1 ay 0 0C’de muhafaza edilmeleri durumunda çimlenme oranı artmaktadır. Ayrıca 1 yıl bekletilmiş kivi tohumlarından GA3 uygulamasıyla çok daha yüksek çimlenme oranı alınabilmesi nedeniyle tohumların bir yıl muhafazası ve ekim öncesinde GA3 uygulamasının yapılması da önerilmektedir. Kivi  tohumlarının çimlenmesi üzerine yapılan diğer bir çalışmaya göre, oda sıcaklığında 4 hafta katlama yapıldığında veya ekimden bir gün önce  2500 ppm dozunda GA3 uygulandığında çimlenme  oranının arttığı  bildirilmektedir

7.2. Vegetatif Çoğaltma

7.2.1. Aşı ile çoğaltma

7.2.1.1. Göz Aşıları

a. T ve Ters T göz aşıları

Kivide yapılan aşı tiplerinden olmasına karşın yapılışında çeşitli güçlükler vardır. Bu güçlükleri başında göz aşısı yapılacak anaçlarda kabuğun kalkma durumudur. Ancak kabuk kalktığında aşı yapılabilmektedir. Sürgün göz aşılarında, en uygun aşılama zamanı  mayıs ayı dır. Ancak yörelere göre sürgün aşıların  nisan-mayıs aylarında yapılabileceğini bildirilmektedir. Durgun göz aşıları ise ağustos- eylül ayları içerisinde rahatlıkla yapılabilmektedir. Kış soğuklarının sert geçtiği yerlerde sürgün aşılar tercih edilmelidir. Sürgün aşıları aynı yıl sürmekle karşın durgun aşılar bir sonraki yıl sürmektedirler.

“T” göz aşının kivide yapılmasını engelleyen diğer bir güçlük ise kivi aşı gözünün diğer meyve türlerine kıyasla daha büyük ve şişkin olmasıdır. Bu durum gerek aşı gözünün çıkarılmasında gerekse de bağlanmasında önemli zorluklar doğurmaktadır. Aşı gözünün altındaki odun tabakası büyütken koniye sıkı sıkıya bağlı olduğundan çıkarılmamaktadır. Çıkarılmaya zorlandığında büyütken koni zarar görebilmektedir. Zarar gören aşı gözü tutsa bile sürmemektedir. Bundan dolayı aşı gözü hazırlanırken gözün altında çok az odun kalacak şekilde kesim yapılmalıdır.

Aşılama işleminde  önce anaç  gövdesinin 15-25 cm yüksekliğindeki kısımları iyice temizlenir. Daha sonra aşı noktasında “T” veya ters “T” (^) şeklinde aşı bıçağı ile kabuk çizilir. Çizme işleminde odun dokusuna zarar verilmemelidir. Çizme işleminden sonra kabuk iki tarafa hafifçe kaldırılarak gözün yerleştirileceği anaç hazırlanmış olur.

Aşı kalemleri damızlık ağaçlardan alınmalıdır. Sürgün göz aşıları yapılacaksa kalemler şubat, mart aylarında bitkiye su yürümeden alınarak, +4 0 C’ de soğuk hava deposunda veya serin bir yerde nemli samanlı kağıda sarılıp polietilen torbalarda muhafaza edilmelidir. Muhafaza edilen kalemlerde tomurcukların patlamamasına dikkat edilmelidir. Gözleri patlayan kalemler kesinlikle aşı kalemi olarak kullanılmamalıdır. Depodan çıkarılan kalemler su yürümesi için aşılamadan önce 1-2 saat suda bekletilmelidir. Durgun göz aşılarında kalemler, aşılamadan önce damızlık ağaçların bir yıllık dallarından alınabilmektedir. Aşı kalemlerinden gözler, gözün 1 cm üzerinden ve 1-1.5 cm altından olmak üzere aşı bıçağı ile kesilerek çıkarılır. Bunun için bıçak, üst veya alt kısmına konur, aşağı veya yukarı doğru çekilerek aşı gözü çıkarılır. Alınan aşı gözleri anaçta açılan yara kısmına T aşıda aşağı, ters T aşıda ise yukarı doğru sürülerek yerleştirilir. Anaçta açılmış olan yara yeri rafya, pamuk ip, bez, lastik, açık renkli plastik bant  veya aşı bağı ile bağlanarak aşılama işlemi tamamlanır. Aşılamadan 30 gün sonra aşı bağları sökülerek tutan aşıların aşı noktasının üzerinden kesim işlemi yapılır. Yağışlı bölgelerde Ters T aşısı tercih edilmelidir.

b. Yongalı Göz Aşısı

Yongalı göz, hem uygulanmasındaki kolaylık hem de aşılama periyodunun uzun olması sebebiyle tercih edilen aşı tipidir. Yongalı göz aşılarında kabuğun kalkmasına ihtiyaç duyulmadığından yıl boyunca aşı yapılabilmesine karşın, genelde sürgün aşılar nisan – mayıs aylarında yapılabilmekle beraber ideal olarak mayıs ayında yapılmalıdır. Durgun aşılar ise ağustos–eylül ayları içerisinde yapılabilmektedir.

Yongalı göz aşısında önce aşı kaleminden göz ve altındaki odun dokusu keskin bir bıçakla yukarıdan aşağıya doğru 2.5-3 cm uzunluğunda ve 8-10 mm genişliğinde kesilir. Sonra dip kısmı dıştan içe doğru 45 0 eğimli olarak kesilerek göz yongalı olarak çıkarılır. Aynı şekilde anaçta da benzer bir kesim yapılarak gözün yerleşeceği yer hazırlanır. Göz yerine oturduğu zaman kabuk kısımları tam çakışmalı, boşluk veya fazlalık kalmamasına dikkat edilerek aşı bağı ile bağlanmalıdır ( Şekil 4 ).

Şekil 4. Yongalı göz aşısı

Yongalı göz aşısında aşı kalemlerinin gerek sürgün gerekse de durgun göz aşılarında hazırlanması ve alınması “T” göz aşısındaki gibidir. Anaçta aşı yerinin hazırlanmasında ve kalemde aşı gözünün çıkarılmasında kesim yüzeyinin çok düzgün olmasına dikkat edilmelidir. Aşılamadan 30 gün sonra aşı bağı çözülerek tutan aşılarda, aşı bölgesi üzerinden budama makası ile kesim yapılmalıdır. Yongalı göz aşısı yapılışındaki kolaylığı, aşılama zamanının uzunluğu, aşı tutma ve sürme oranının yüksek olması, elde edilen aşı sürgün kalitesinin iyi olması nedenleriyle “T” ve ters “T” aşısına göre daha başarılı görülmüştür.

c. Makine İle Yongalı Göz Aşısı 

Makine ile yapılan bu aşılar kivi öz dokusunun geniş olması ve odun tabakasının gevrek olması nedeniyle daha çok kalın anaçlara uygulanabilmektedir. Aşılama zamanı ve aşı kalemlerinin alınması yongalı göz aşısındaki gibidir. Sürgün ve durgun dönemde yapılabilmektedir. Aşılamadan önce anacın 20-25 cm yüksekliğindeki gövdesinde gerekli temizlikler yapıldıktan sonra makine ile “]” şeklide bir kesim yapılır. Kalemde gözün bulunduğu yerde “[” şeklinde kesim yapılarak sağdan sola doğru göz anaca takılarak aşı bağı ile bağlanır. Aşı gözü alınırken fazla kalın kalemler tercih edilmemelidir. Kalemin kalın olması durumunda göz odun tabakasından sıkışma sonucu kolaylıkla ayrılmaktadır. Bunun sonucu olarak büyütken koni zarar görmekte göz tutsa bile sürme meydana gelmemektedir.

7.2.1.2. Kalem Aşıları

a. Dilcikli ve Dilciksiz Aşılar

Daha çok eşit çaplı anaç ve kalemlerle yapılmaktadır. Bu nedenle aşı tutma ve sürme oranı yüksektir. Bu aşı metoduyla hızlı bir şekilde aşı yapmak mümkündür. Aşılamalar kış soğuklarının bitimiyle başlamakta mayıs ayına kadar devam etmekle  beraber temmuz, ağustos ve eylül aylarında da yapılabilmektedir. Aşılamalar sürgün dönemde yapılacaksa kalemler dinlenme döneminde alınarak muhafaza edilmelidir. Durgun dönemde kalemler, yaprak ayaları alınarak 1-3 göz olacak şekilde hazırlanmalıdır.

 Dilcikli ve dilciksiz aşılarda önce anaç ve kalem 45 0 olacak şekilde eğimli kesilir. Dilcikli aşıda ise eğimli kesildikten sonra anaçta öz dokusunun biraz üzerinden, kalemde ise öz dokusunun biraz altından kabuklara paralel karşılıklı olarak 1.5-2 cm derinliğinde bir kesik açılır. Bu şekilde yapılan dilcikler birbiri içerisine geçirilerek aşı bağı ile sıkı bir şekilde bağlanır. Bağlama esnasında kabuk kısımlarının ve kambiyum dokularının tam çakışmasına ve kalemin kaymamasına özen gösterilmelidir ( Şekil 5 ). Dilcikli aşı, dilciksiz aşıya göre daha başarılı olmakla birlikte kırılma riski de  daha azdır. Aşı sürgün kalitesi diğer kalem aşılarına göre çok daha iyi olmaktadır.

Şekil 5.  Dilcikli aşı

b. Yarma Aşı

 Yarma aşı dinlenme dönemi boyunca yapılabilirse de, ilkbaharda gözlerin kabarmasından hemen önce yapıldığında daha başarılı olmaktadır. Aktif büyüme başladıktan sonra aşı yapılırsa, anacın kabuğu ayrılmakta buda, aşının tutmasında sorun oluşturmaktadır. Kivide aktif büyüme döneminde öz su çıkışının fazla olması aşı tutmasını engellemektedir. Yarma aşı dilcikli veya dilciksiz aşılara göre daha kalın çöğürlere uygulanabilmektedir. Bu durum hızlı fidan üretiminde istenmemektedir. Bunun için kalem aşıları çeşit değiştirmede daha yaygın olarak kullanılmaktadır.

Yarma aşıda önce aşı yapılacak anaç gövdesi testere veya budama makası ile kesilir. Keskin bir bıçakla yara yeri düzeltilir. Aşı yapılacak yüzeyde öz dokusundan aşağıya doğru aşı bıçağıyla 3-4 cm derinliğinde dik bir yarık açılır. Anaç hazırlama işlemi tamamlandıktan sonra üzerinde 1-3 adet göz bulunduran aşı kalemlerin uç kısımları yaklaşık 3-4 cm uzunlukta her iki taraftan hafif meyilli kesilerek kama şeklinde hazırlanır. Kalemler gözler  patlamadan alınmalı veya saklanmalıdır. Anaçta açılan yara yerine kambiyum tabakaları karşılıklı gelecek şekilde yerleştirilir.  Anacın kalınlığına göre birden fazla aşı kalemi takılabilir. Kalem takma işleminden sonra aşı macunuyla aşı yüzeyi tamamen kapatılarak sıkı bir şekilde bağlanır.

c. Kabuk Altı (Çoban) Aşı                     

Basit ve kolaylıkla yapılabilen ve başarı oranı yüksek bir aşı çeşididir. Kabuk altı aşısının kolay uygulanabilmesi, kabuğun odun dokusundan ayrılmasına bağlı olduğundan ilkbahar gelişme döneminde yapılması başarı oranını arttırmaktadır. Anaç budama makası veya testere ile kesilir ve kesim yüzeyi bıçakla düzeltilir. Bu işlemden sonra anacın kabuğu aşağıya doğru çizilerek kesilir. Aşılamalar ilkbahar gelişme döneminde yapılacaksa aşı kalemleri muhafaza edilmelidir. Kalemler 1-3 göz içerecek şekilde hazırlanır. Kalemin alt ucuna bir kenarı boyunca 3-4 cm uzunluğunda bir kısmı kesilerek inceltilir. Kalem kalınsa kesim ve inceltmenin başladığı yerde, kalemin yaklaşık üçte biri oranında bir ökçe bırakılır. Böylece kalemin anaca daha iyi yerleşmesi sağlanır. Kalemin uzun kesilen kısmının aksi yönünde ikinci bir kısa kesim daha yapılır. Yapılan kesimler ile kalemin alt ucu, keskin bir kama şekline getirilir. Daha sonra hazırlanan kalemler anaca kabuk ile odun arasına yerleştirilerek bağlanır. Şayet çöğür kalınsa birden fazla kalem yerleştirilerek aşı macunuyla sıvandıktan sonra sıkı bir şekilde bağlanır.  Aşı yapılan çöğür ince ise aşı bağı ile bağlamak yeterli olmaktadır.

d. Kakma Aşı

Aşılanacak anacın çapı, aşı kaleminden fazla olduğu zaman uygulanır. Kış dinlenmesinden hemen sonra tomurcuklar uyanmadan şubat – mart aylarında yapılır. Bunun için anaç 10-15 cm’ den veya daha yukarıdan düzgün olarak kesilir. Keskin bir bıçakla dıştan içe doğru ve yukarıdan aşağıya doğru “V” şeklinde bir oyuk açılır. Kesim yerleri çok düzgün olmalıdır. Kalem 1-3 göz olacak şekilde hazırlanır. Alt kısmı anaçtaki yarığa uyacak şekilde dıştan içe ve üstten alta doğru inceltilir. Alt gözün dışta olmasına dikkat edilmelidir. Kalem yerine yerleştirildiği zaman sıkı bir şekilde durmalı ve anaçla kalemin kabuk kısımları tam çakışmalıdır. Anacın kesik olan üst kısmı ile yara yerleri kuruma ve hastalık etmeni girişini önlemek için aşı macunu ile kapatılmalı ve kalemin oynamasını önlemek içinde aşı bağı ile sıkıca bağlanmalıdır.

e. Makine İle Yarma Aşı

Makine ile yapılan bu aşılarla kısa sürede bol miktarda aşı yapmak mümkündür. Aşılama zamanı yarma aşıda olduğu gibidir. Aşılamadan önce anaçların üst kısımları testere veya budama makası ile düzgün bir şekilde kesim yapılarak keskin bir bıçakla düzeltilir. Daha sonra makine yardımıyla “V” şeklinde bir oyuk açılır. Anaçta açılan oyuğun içerisine uç tarafı makine yardımıyla “V” şeklinde düzgün bir kesim yapılan kalem, kambiyum tabakası çakışacak şekilde anaçtaki yerine yerleştirilerek aşı bağı ile sıkı bir şekilde bağlanır. Hem anaçta hem de kalemde, kesimlerin çok düzgün olmasına özen gösterilmelidir. Anaçla kalemin aynı kalınlıkta olması aşı başarısını arttırmaktadır. Ayrıca makinenin bıçakları çok keskin olmasına dikkat edilmelidir.

7.2.2. Çelikle çoğaltma

Kivilerin çelikle çoğaltılmasında yeşil, yarı odunsu, odun çelikleri ile kök çeliklerinin kullanıldığı belirtilirse de, kök çelikleriyle çoğaltmanın pratik kullanımı bulunmamaktadır.

Kivi fidanı üretiminde kullanılan yeşil çelikler, Nisan - Haziran aylarında sürgünler 90-120 cm uzunluğa ulaştığında alınmaktadır. Uygun kalınlıkta ( 4-5 mm  ) alınan çelikler, 1-3 boğumlu ve 10-20 cm  olacak şekilde hazırlanmakta, üstteki tek yaprak ve tomurcuk hariç diğerleri çıkartılmaktadır. Köklenme ortamlarından maksimum oranda faydalanmak ve ortamda iyi bir havalanma sağlamak için, kalan bu tek yaprağın da yarısı kesilmektedir. Genellikle çeliklerin dip boğumun hemen altından kesilmesi tavsiye edilmekle birlikte, bu kesimin dip boğumun 1-1.5 cm altından yapılmasını önerilmektedir. Bu şekilde hazırlanan çeliklerde alt ve üst kesim yüzeylerinin yara koruyucu bir madde (örneğin, homopolymeric polyvenyl acetat ile chinosol ve captafol) ile veya yalnız üst kesim yüzeyinin, dokuların hava ile temasını önleyecek bir macunla kaplanmasının, köklenme oranını arttırıcı etki yaptığı belirtilmektedir. Fungusit ve büyümeyi düzenleyici madde uygulamasından sonra köklendirme ortamına dikilen çeliklerde, dikimden 30-35 gün sonra köklenme meydana gelmekte, 2-2.5 ay sonra da köklü çelikler tüplere alınarak, alıştırma seralarına aktarılabilmektedir. Yeşil çeliklerde % 70 oranında köklenme, başarılı olarak kabul edilmektedir.

 Yaz budamasından çıkan materyallerin değerlendirilmesi açısından yeşil çeliklerle fidan üretimi avantajlı gibi görünmektedir. Ancak vegetasyonun erken dönemlerinde alınması nedeniyle yeterli miktarda depo maddeleri içermeyen yeşil çeliklerin, mantari hastalıklara ve olumsuz çevre koşullarına dayanımları düşük olmaktadır. Ayrıca, dış çevre koşullarına adaptasyonunun uzun sürmesi ve bu dönemde firelerin artması yanında; dinlenmeye girmelerinin gecikmesi ve soğuklama ihtiyaçlarını karşılayamamaları nedenleriyle, ertesi yıl sürmeme gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için, kış döneminde yapay olarak soğuklatılmaları gerekmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı, kivilerin çelikle çoğaltılmasında yeşil çelikler fazla kullanılmamakta, yarı odunsu ve odun çelikleriyle çoğaltmaya öncelik verilmektedir.

Yarı odunsu çelikler kivi fidanı üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Temmuz - eylül aylarında alınan 7-8 mm kalınlığındaki çelikler, 2-3 boğumlu olacak şekilde 20-25 cm uzunlukta hazırlanmakta ve mümkün olduğunca olgunlaşmış sürgünler tercih edilmektedir. Yeşil çeliklerde olduğu gibi en üst yaprağın yarısı hariç, diğer yapraklar çıkartılmaktadır. Fungusit ve büyümeyi düzenleyici madde uygulamalarından sonra köklendirme ortamına dikilen çeliklerde, bir ay içinde köklenme meydana gelmekte ve 50-60 gün sonra köklü çelikler tüp veya saksılara aktarılabilmektedir. Temmuz - ağustos aylarında 2 ve 3 gözlü olarak alınan yarı odunsu çeliklere 4000 - 6000 ppm IBA uygulanmasıyla  köklenme oranı ve kök kalitesinin arttığı  bildirmektedir.

Yarı odunsu çelikler, köklendirme ortamından söküldükten sonra, örtü altında dış koşullara alıştırılmalıdır. Bu arada, çeliklerde üst gözlerden sürgün oluştuğundan, bunların bakımına da özen gösterilmelidir. Özellikle sonbaharda bu sürgünlerin pişkinleşip yapraklarını dökmeleri sorun olduğundan, tekrar örtü altına alınmaları ve sonbaharın erken donlarından korunmaları gerekmektedir. Bu nedenle, yarı odunsu çelikle yapılacak fidan üretiminde kontrollü koşullara daha fazla ihtiyaç duyuluyor olması, bir dezavantaj olarak görülmektedir.

Odun çelikleriyle çoğaltmada, yaprak dökümünden başlayarak ilkbahara kadar olan dönemde (ocak–mart) çelikler alınmaktadır. Çelikler iyi odunlaşmış, orta kuvvette gelişmiş, hastalıksız bir yıllık 10-12 mm çapındaki dallardan seçilerek, 3 boğum uzunluğunda (25-30 cm) hazırlanmaktadır. Fungusit ve büyümeyi düzenleyici madde uygulamalarından sonra köklendirme ortamına dikilen çeliklerde, 25-30 günde köklenme meydana gelmekte ve 2 aylık periyot sonunda köklü çelikler tüplere alınarak alıştırma tünellerine yerleştirilmektedir. İyi bakım koşullarında bu fidanlar, aynı yıl satışa sunulabilmektedir. Hayward ve Matua çeşitlerinde,  ocak – şubat aylarında 2 ve 3 gözlü olarak alınan odun çeliklerine 4000 - 6000 ppm IBA uygulamasıyla  köklenme bakımından çok iyi sonuçların alındığı  bildirilmektedir.

Kivi çeliklerin köklenmeleri üzerine, köklenme ortamının da etkisi oldukça büyüktür. Köklendirme ortamı olarak, kum, perlit, sphagnum yosunu, torf, kuvars, vermikulit, kompost, volkanik tüf ve bahçe toprağı ya da bunların belirli oranlarda birbiriyle karıştırılmalarıyla oluşacak karışımlar kullanılabilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda, kivi çeliklerinin köklendirilmesinde en uygun köklendirme ortamı  vermiculit ve perlit olarak belirlenmiştir.

Kontrollü seralarda ortam nemi ve kök bölgesi sıcaklığı otomatik olarak ayarlanabildiği ortamlarda çeliklerde köklenme oranı artmaktadır ( Şekil 6 ).

Şekil 6. Çelikle çoğaltma

8. BAHÇE TESİSİ 

Kivi bahçesi kurulacak yerin konumu, yöneyi, yapılacak yetiştiricilik ve terbiye şekli, seçilen çeşitlerin gelişme kuvvetleri ve bunlarla birlikte diğer özel durumlarda dikkate alınarak bitkilere verilecek sıra üzeri ve sıra arası mesafeler öncelikle belirlenmelidir. Dikimden sonra çeşitli terbiye sistemleri uygulanabilmektedir. Bunlar; Kordon ( tek,  çift, ya da çok katlı;  spalye, trellis, T  gibi ) ve Çardak ( pergola) telli terbiye sistemleridir.

Çeşitler büyüme kuvvetlerine göre bitki başına 14-25 m2’lik bir gelişme alanına ihtiyaç duymaktadırlar. Bunu sağlayabilecek dikim mesafelerini, terbiye sistemi de dikkate alınarak uygulamak gerekmektedir.

Sıra arası ve sıra üzeri itibariyle 3,5x5 m ; 4x5 m ; 5x5 m ; 5x6 m ; 5x7 m ; 6x7 m ; 7x7 m gibi mesafelerle dikim yapılmalıdır. Sıralar kuzey-güney doğrultusunda olmalıdır. Genellikle kullanılan terbiye sistemlerine göre tavsiye edilen dikim mesafeleri şöyledir:

Kordon sistemlerinde: Sıra arası 4-5 m; sıra üzeri  6-7 m

Çardak sistemlerinde: Sıra arası 4,5 - 6 m ;  sıra üzeri  6-7 m

Dikimde dikkat edilecek konulardan biride tozlayıcı erkek bitkilerin uygun bir şekilde bahçe içinde dikilmesidir. Genel olarak 6-8 dişi bitkiye 1 erkek bitki olacak şekilde dikim planı uygulanmalıdır. Bu amaçla hazırlanan dikim planı örnekleri  Şekil 2 ve 3’de verilmiştir.


 

                      

Rüzgarkıran sırası

              ...................................................

                     ↕ 7 m           

 Rüzgarkıran sırası

.....................................................................

 

 

 

 

 

 

 

 

  5 m

↕2,4m uç bağlantısı

 

D

E

D

E

D

E

D

D

D

D

D

D

D

D

D

E

D

E

D

E

D

D

D

D

D

D

D

D

D

E

D

E

D

E

D

D

D

D

D

D

D

D

D

E

D

E

D

E

D

 

   ■ : Sıra başı kazığı             D : Dişi bitki

   : Sıra üzeri kazıkları        E : Erkek bitki

           

 

Şekil 2. T sistemi için 7 sıralı dikim planı                      

                      

                        Rüzgarkıran sırası

         ...................       .................................

                    ↕  7 m

Rüzgarkıran sırası

..............................................................................

 

 

 

 

 

 

↔5 m  

↕2,4m uç bağlantısı

D

T

D

T

D

T

D

T

D

T

D

D

E

D

E

D

E

D

E

D

E

D

D

T

D

T

D

T

D

T

D

T

D

D

E

D

E

D

E

D

E

D

E

D

D

T

D

T

D

T

D

T

D

T

D

D

E

D

E

D

E

D

E

D

E

D

D

T

D

T

D

T

D

T

D

T

D

 

   ■ : Sıra başı kazığı              D : Dişi bitki

   □ : Sıra üzeri kazıkları         E : Erkek bitki     

   T : Tesis aşamasında geçici  dişi bitkilerin yeri

 

                      Şekil 3. Pergola  ( çardak ) sistemi için dikim planı

Kış soğuklarının şiddetli olmadığı yörelerde sonbahar dikimi yapılabilmektedir. Aksi halde ilkbahar dikimi yapılmalıdır. Dikime başlamadan önce her bitki için belirlenmiş olan yerlere 30-40cm derinlikte ve aynı çapta çukurlar açılmalı ve bu çukurların dibine bir miktar yanmış ahır gübresi konulmalıdır. Bir miktar elenmiş toprak ilave edildikten sonra bitkiler yerleştirilerek, kökleri ve boğazları toprakla sıkıca örtülmelidir. Toprağın köklerle temasını tam kurması için çukur dolduğunda toprak bastırılmalıdır

9. BAKIM İŞLEMLERİ

Kivi yüzlek köklü olmasına karşın, yaprakları büyük olduğundan su isteği fazla olan bir türdür. Doğu Karadeniz bölgesi dışında yağış durumuna göre haziran-eylül ayları arasında iklim ve toprak koşullarına bağlı olarak 2-7 gün aralıklarla sulama yapılmalıdır. Sulama suyu tuzlu olmamalıdır. Kökler zarar görmeyecek şekilde sadece yabancı ot kontrolü için toprak işleme yapılmalıdır.

Ürün, bir yaşlı sürgünler üzerinde alındığından budama çok önemlidir. Kivi bitkisinde 5 yaşından sonra gelişmeye göre kış budamasında 100-400 göz bırakılmalıdır. Sürgünler 6-18 gözlü olabilmektedir. Yıllık sürgünler destek sistemi üstünde dengeli dağıtılmalıdır. Bitkide sıkışıklığı azaltmak ve güneşlenmeyi arttırmak için yaz budamaları da uygulanmaktadır. Bitki şekil budamaları ile terbiye edilmektedir. Taçlandırma tellerin bulunduğu 1,80 m yükseklikte olacağı için öncelikle dik ve düzgün büyüyen bir gövde elde edilmelidir ( Şekil 7, 8 ).

 

Şekil 7. Kivilerde şekil budamasının uygulanması

 

Şekil 8. T direk sisteminin ölçüleri

Gövde 1. veya 2. yılda taçlandırma seviyesine çıkartılmalıdır. Kuvvetli olan ana sürgün hereğe bağlanarak dik büyümesi sağlanmalıdır. Aksi halde herhangi bir desteğe kuvvetli sarılmakta ve odunlaşmaktadır. Taçlandırma seviyesinde ortadaki taşıyıcı tel üzerinde her iki yanda birer kol oluşturularak, bu kollar üzerinde 25-30 cm aralıklı ve sayıları yıllara göre artan budama başları bırakılmalıdır ( Şekil 9 ). Yıllık sürgünlerde dipten itibaren ilk 7 - 8. gözlerinin verimli olduğu dikkate alınmalıdır.

Kiviler, topraktan her yıl fazlaca makro ve mikro besin elementleri kaldırmaktadırlar. Bunların düzenli olarak toprağa verilmesi gerekmektedir. Dikimden önce dekara 2-3 ton çiftlik gübresi verilmeli ve bu uygulama 3 - 4 yıl aralıklarla tekrarlanmalıdır. Kimyasal gübre ihtiyacının belirlenmesinde en iyi yol yaprak ve toprak analizleridir. Kiviler mineral madde noksanlıklarına duyarlıdırlar. Özellikle K, Mg, Zn ve Fe noksanlıkları sık görülmektedir.

Ülkemiz kivi yetiştiriciliğinde önemli zarara neden olan belirgin bir hastalık ve zararlı etmeni bildirilmemiştir.

10. HASAT VE MUHAFAZA

Kiviler, dikimden 3-5 yıl sonra meyve vermeye başlamakta ve 8-9 yaşlarında ekonomik verim çağına ulaşmaktadırlar. Verim çeşit, ekoloji ve kültürel uygulamalara bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama 2-3 ton/da dolayındadır. Meyvedeki suda çözünebilir kuru madde içeriği %7-9 arasında olduğu dönemde hasat yapılmakta olup bu dönem ülkemizde ekim – kasım aylarına denk gelmektedir. Hasat edilen meyveler 0 0C ve %90-95 oransal nem koşullarında 5-6 ay rahatlıkla muhafaza edilebilmektedir. Meyvelerin tüketime sunulmadan önce olgunlaştırılması gerekmektedir.

11. SONUÇ

  Türkiye,  kivi  yetiştiriciliği   için  uygun  ekolojilere  sahip  önemli  ülkelerden  biri   konumundadır. Karadeniz  ve  özellikle  Doğu  Karadeniz  bölgesiyle,  Marmara  bölgesi  bu   konuda  en  şanslı   bölgelerdir. Standartlara  ve modern yetiştirme tekniklerine uygun üretim yapıldığında, aynı zamanda pazarlama ile ilgili faaliyetler   üretim  planlamasıyla  birlikte  yürütüldüğünde,  kivi yetiştiriciliği  ülke ekonomisi için önemli bir üretim kolu haline gelebilecektir.

12. YARARLANILAN KAYNAKLAR

Anonim, 2004. FAO Statistical Database http://www.fao.org.

Anonim, 2005. T.C Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Kayıtları, Ankara.

Bartolini, G., Ianni, G., 1990. Kiwi propagation tests with herbaceous and hardwood cuttings. Acta Horticulturae, No. 282, 239-241.

Belline, E., Monastra, F., 1986. Prapagazione, problemi vivaistici, scelta varietale e miglioramento genetico della’actinidia. La Coltura dell’Actinidia. 27-53.

Bosman, D.C., Uys, D.C., 1978. Propagation of kiwifruit from soft-wood cuttings. Fruit and Fruit Technology Research Institute. The Decidous Fruit Grower, 28(9). Stellen Basch.

Chautan, J. S., Gautan, D. R. 1989. Veneer Grafting An Excellent Technique Fer Persimmon Propagation. Hort. Abst. 59(2):1629.

Connor, D.M., 1982. Cutting propagation of Actinidia chinensis (kiwifruit). Combined Proceedings of the International Plant Propagators Society, 32: 329-333.

Couvillon, G. A., 1988. Rooting responses to different treatmens. Acta Horticu. 227: 187-193 s.

Erış, A., 1989. Türkiye İçin Yeni Bir Meyve Türü Kivi. T.C Ziraat Bankası Kültür Yayınları, No:22, Ankara.

Ferguson, A.R.,1984. Kiwifruit: A Botanical Review. In: Horticultural Reviews, Vol:6 (Ed. J. Janıck). Avi. Publishing Company, Inc. Westport, Connecticut. 1-64.

Hard, M. B. 1950. The Propagation Of Chinese Chestnuts. Hort. Abst. 20:2405.

Hartman, H. T., Kester, D. E., Davies, F. T. 1990. Plant Propagation Principles and Practices (fifth edition). Regents/ Prstige Hall Englewood Cliffs, New Jersey.

Kaşka, N., Yılmaz, M. 1974. Bahçe Bitkileri Yetiştirme Tekniği. Çukurova Üniv. Ziraat Fak. Yayınları No:79, Ders Kitapları 2, Adana.

Lawes, G.S., 1990. Propagation of Kiwifruit. Kiwifruit: Science and Management (Editors: Warrington, I.J., Weston, G.C.). Ray Richards Publisher, New Zealand.

Lawes, G. S. 1992. Propagation of Kiwifruit. MAF Technology. Soil and Plant Research Groups. Ruakurg Agricultural Centre. East Street. Private Bay. Hamilton. New Zealand.

Miki, S., Iwasa, M., Kurita, Y. 1966. A Study on The Year Round Grafting of Chestnuts. Hort. Abst. 36:4398.

Nichols, M.A ve Lawes, G.S., 1988. Growers Many Wish To Consider The Kiwifruit. Agribusiness Wordwide – Septm : 11-15.

Özcan, M., 1995. Samsun Ekolojik Koşullarında Kivi Adaptasyon Çalışmaları. Türkiye 2. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi. 3-6 Ekim, Adana. Cilt1 (Meyve): 605-607.

Özcan, M. Ve Erişgin, E., 2000. The Effects Of Some Application On Seed Germination And Seedling Growth İn Kiwifruit. Ulletin Of Pure And Applied Sciences. Vol. 19B (No.1): 25-31.

Özcan, M., 2000. Değişik Uygulamaların Kivi Tohumlarının Çimlenmesi Üzerine Etkileri. OMÜ Zir. Fak. Der., 15(3):48-52.

Parlak, S. 2000. Kivi (actinidia deliciosa ( (A. Chev) C. F. Liang et AR Ferguson)) ‘nin Yarı Odunsu Çelikle ve Aşıyla Çoğaltılması. KTÜ Fen Bilimleri Enst. Yüksek Lisans Tezi (Basılmamış).

Rathore, D.S., 1984. Propagation of chinese gooseberry from stem cuttings. N.B.P.G.R., Regional Station. Phagli. Simla. Indıana Journal of Horticulture, 41(3/4):237-239.

Sale, P.R., 1984. Kiwifruit commercial production. In the bay of Plenty. Horticultural Produce and Pratice. Media Service. MAF. Box 2298. Wellington, New Zealand.

Sale, P.R., 1985. Kiwifruit Culture (Ed. D.A. Wıllıams). V.R. Ward. Government Printer, Welling, 95p, New Zealand.

Samancı, H., 1990. Kivi (Actinidia) Yetiştiriciliği. Tarımsal Araştırmaları Destekleme ve Geliştirme Vakfı Yayın No:22, Yalova.

Sivritepe, N., Eriş, A., 2000. Farklı çelik alma zamanları ve büyümeyi düzenleyici madde uygulamalarının kivi çeliklerinin köklenmesi üzerine etkileri. Bahçe, 29:27-38.

Spırovska, R., Stamenkov, M., Markovski, M., 1993. The Effect of Time And Method Of Grafting on the Growth of Actinidia Chinensis Pl. Transplants. Hort. Abst. 63(3):1815.

Tanimoto, G., 1994. Propagation “In: Kiwifruit Growing and Handling” (Eds., J.K. Hasey, R.S. Jhonson, J.A. Grant, W.O. Reil). Univ. Of California, Division of Agriculture and Natural Resources, Publication 3344, 21-24.

Testolin, R., Vitagliano, C., 1987. Influence of temperature and applied auxins during winter propagation of kiwifruit. A Puplication of the American Society For Horticultural Science, 22(4):573-574.

Yılmaz, M. 1994. Bahçe Bitkileri Çoğaltma Tekniği. Ç.Ü. Basımevi, Adana.

Yousef, J. Ve Bergamini, A., 1981. L’Actinidia – Sa Cultıre. La Maison Rustique, 22p. Paris.

Zenginbal, H. 1998. Samsun Ekolojik Şartlarında Kivilerin Sürgün Göz Aşıları İle Çoğaltılmaları Üzerine Bir Araştırma. OMÜ Fen Bilimleri Enst. Yüksek Lisans Tezi (Basılmamış).

Zenginbal, H. Ve Özcan, M., 2000. Samsun Ekolojik Şartlarında Kivilerin Sürgün Göz Aşılarıyla Çoğaltılmaları Üzerine Bir Araştırma. OMÜ Zir. Fak. Dergisi,15(2):27-35.

Zenginbal, H. 2004. Hayward ve Matua Kivi Çeşitlerinin Odun ve Yarı Odunsu Çeliklerle Çoğaltılmasında Çeşitli Uygulamaların Etkileri Üzerine Bir Araştırma. OMÜ Fen Bilimleri Enst. Doktora Tezi (Basılmamış).

İleri

 
 
 
Yeni Sayfa 1
© Copyright 2007 Çarşamba Ziraat Odası
® Bu sitenin tasarım ve programlaması Kayasoft İnternet Teknolojileri tarafından yapılmıştır.